Öncelikle kısa bir binomial adlandırmayı hatırlatmak isterim :
Alem : Animalia ( hayvanlar )
Şube : Chordata ( kordalılar )
Sınıf : Mammalia ( memeliler )
Takım : Primates ( primatlar )
Alt takım : Haplorrhini
İnfra takım : Simiiformes
Parvorder : Catarrhini ( eskidünya maymunları )
Üst familya : Hominoidea (insansılar )
Familya : Hominidae ( büyük insansılar )
Alt familya : Homininae
Oymak : Hominini
Alt oymak : Hominina
Cins : Homo ( insan )
Tür : Homo sapiens ( farkında olan insan )
Alt tür : Homo sapiens sapiens ( farkındalığının farkında olan insan )
Farkındalığının farkında olan insanlar diye kendimizi adlandırdık. Acaba neyin farkındayız ?
Kendimize toplumsal normlar ve yazısız kurallar koyup, bir de üstüne her şeyi kendimize hak görmeyi mi ?
Bir düşünsenize dünyadaki tüm canlıların envayi çeşit yetenekleri var. Kimi hem yüzebilirken hem uçabiliyor. Kimi gözle görülmeyecek kadar küçük oldukları halde ışıklar saçabiliyor. Kimi kimi. Yazsam sayfalar yetmez.
Ama biz ; homo sapiens sapiens'ler ne ışık saçabiliyoruz, ne adam gibi yüzebiliyoruz, ne adam gibi koşabiliyoruz, ne adam gibi bağışıklık sistemimiz var, ne adam gibi tırmanabiliyoruz. Herşey bir kenara 1.5 yaşına gelene kadar adam gibi yürüyemiyoruz bile. Paytak paytak düşe kalka..
Ama farkındalığımızın farkında olduğumuz için Dünya Ekosistemi'ne hükmetmeyi kendimize hak görüyoruz. Tüyü değerli diye bir tüccar tarafından neslinin son örneği kalmış papağanı acımasızca öldürebiliyoruz. Ya da pet şişelere tıkabiliyoruz. Daha fazla güç, daha fazla enerji için sanayileşiyoruz, nükleerler kuruyoruz, betonermeye dönüşüyoruz ve bize benzemeyen canlıları ötekileştirip, kendi dünyalarında sığınak gibi yaşatıyoruz. Sonra da onlara Karabaş, Patron, Minnoş diye isimler koyuyoruz.
Kloro-florokarbon (CFC) ozon tabakasına ciddi zararlar verirken, biz o CFC'lerle üretilen klimaların altında püfür püfür dinleniyoruz. Eserimizle gurur duyarcasına.
Verimli toprakları kimyasallaştırıp, tüm yapıyı alt üst ettikten sonra da organik ürün diye milyonlar satıyoruz.
Minimalist düşünen aklımızla yüz yıllardır varolan sistemi çözmeye ve kendimizi korumak için sistemler geliştirmeye çalışıyoruz. Ki bir grip virüsü için bile her sene yeni aşı geliştirmek zorunda kalıyoruz.
Keşke tüm canlılık bukelamunlar gibi kamufule olabilseler de, basit görme yeteneğimizle hiç birini farkedemesek. Hiç birine zarar vermeyi kendimizde hak bulamasak. El pençe saygı duyulacak bir ekosistemi kendi ticaretimiz, paramız, hiyerarşiliğimiz, egomuz ve daha nicesi için bozamasaydık.
Benim göz yaşım buharlaşıp Çin'de yağmur olarak yağabiliyorken, keşke hep ağlasaydık. Mahfettiklerimize ağlasaydık.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder